Gerçekten Asfaltı Ağlatan, Pistlerin Kralı On Otomobil

Gerçekten Asfaltı Ağlatan, Pistlerin Kralı  Otomobil“Yarış arabaları hoş ya da gudubet değildir. Onlar, müsabakayı kazandıklarında güzelleşir” sözüyle motor sporlarının felsefesini özetleyen Enzo Ferrari, 1946 senesinde kendi ismini taşıyan ilk otomobili kurgulamış ve dünyanın en büyük spor otomobil üreticilerinden birinin temellerini atmıştı. Aynı Ferrari gibi diğer pek çok üretici de o senelerde son derece tanınmış olan araba müsabakalarına yönelmiş ve müsabakalar için hususi otomobiller üretmeye başlamıştı.

Teknolojinin ilerlemesiyle paralel olarak büyük değişim yaşayan müsabaka otomobilleri, günümüzde daha evvelden düş dahi edilemeyecek niteliklere sahip. Şüphesiz bu araçların geliştirilebilmesinde mazide üretilen becerikli müsabaka otomobillerinin hissesi büyük. İşte günümüzdeki müsabaka otomobillerine esin veren ve becerikli performanslarıyla akıllara kazınan on müsabaka otomobili.

Gerçekten Asfaltı Ağlatan, Pistlerin Kralı  Otomobil

1963 senesinde Ferrari’yi satın almak isteyen Henry Ford’un uzun uğraşları neticesinde becerikli olamaması, motor sporları tarihini başkalaştıran GT40’ın üretilmesini sağladı. Şirketi satın almak için masraf ettiği zaman ve paradan ötürü Ferrari’ye son derece kızgın olan Ford, ekibinden Ferrari’nin ürettiği araçları geride bırakacak bir otomobil üretmelerini istedi.

Yoğun çalışmaların sonunda ortaya çıkan GT40, 1966 senesindeki 24 saatlik Le Mans müsabakasında Ferrari’yi geride bıraktı ve müsabakayı önderlikle tamamladı. 4,9 ve 7,0 litre Ford V8 motorları sayesinde yüksek performans veren GT40, sonraki üç senede de Le Mans müsabakasını kazanarak o döneme damga vurmuştu.

Gerçekten Asfaltı Ağlatan, Pistlerin Kralı  Otomobil

Ford’un GT40 ile 1966 Le Mans müsabakalarına damga vurması, bundan evvelki beş müsabakayı galip gelen Ferrari için hiç de iyi bir vaziyet değildi. Enzo Ferrari, çabucak ekibini topladı ve yeni müsabaka otomobili için kolları sıvadı. İki dev arasındaki bu çekişme, motor sporları tarihindeki en ehemmiyetli müsabaka otomobillerinden birinin daha doğmasını sağladı.

Kısa bir araştırma geliştirme sürecinden sonra üretilen Ferrari 330 P4, 1967 senesindeki müsabakalara katılmak ve GT40’a kaptırılan birinciliği geri almak için hazırdı. O sene tertiplenen Monza ve Daytona müsabakalarında doruğu kimseye bırakmayan Ferrari 330 P4 için asıl amaç Le Mans’dı. Lakin işler tasarlandığı gibi gitmedi ve o sene de Le Mans’u GT40 kazandı.

Gerçekten Asfaltı Ağlatan, Pistlerin Kralı  Otomobil

Ford ile Ferrari arasındaki mücadelenin devam ettiği senelerde sürpriz biçimde ortaya çıkan Chaparral 2J, bir anda bütün dikkatleri üzerine çekmişti. 8,1 litrelik 700 beygir gücündeki motoruyla döneminin son derece ilerisinde olan Chaparral 2J’nin asıl öne çıkan niteliği, arkasında bulunan büyük fanlarıydı.

Gerçekten Asfaltı Ağlatan, Pistlerin Kralı  Otomobil

Kar motosikletlerinde kullanılan bir motor yanından çalıştırılan bu fanlar, aracın altındaki havayı çekerek yol tutuşunu ehemmiyetli derece arttırıyordu. Özellikle sıralama turlarında aldığı derecelerle isminden söz ettiren Chaparral 2J, bir müddet sonra FIA’nın aldığı kararla güçsüz dizaynı gerekçe gösterilerek müsabakalardan diskalifiye edilmişti. Sadece bir sene pistlerde kalabilen müsabaka otomobili, bu kısa müddet içerisinde pistlerin kralı olmayı başarmıştı.

Gerçekten Asfaltı Ağlatan, Pistlerin Kralı  Otomobil

24 saat süren Le Mans müsabakaları, sadece Ford ve Ferrari için değil Porsche gibi diğer otomobil üreticileri için de büyük ehemmiyet taşıyordu. Le Mans’da aldığı dereceleri yükseltmek isteyen Porsche, 1970 yılı için hususi bir araç kurgulamaya başladı ve Porsche 917 doğdu. 1970 ve 1971 senelerinde Le Mans’da doruğa oturan Porsche 917, 1972 senesinde değişen kaideler gereği yarışa katılamadı.

Gerçekten Asfaltı Ağlatan, Pistlerin Kralı  Otomobil

Alman otomobil üreticisi, o dönemde büyük muvaffakiyet yakalayan bu aracı emekli etmek istemiyordu. Bu yüzden firma, 917’yi Can-Am müsabakaları için tekrar kurgulamaya karar verdi. Yapılan değişiklikler ve eklemelerle beraber 1972 ve 1973’te Can-Am müsabakalarını galip gelen Porsche 917, 1974’te yapılan kaide değişikliğiyle bu müsabakaların da dışında kalmıştı.

Gerçekten Asfaltı Ağlatan, Pistlerin Kralı  Otomobil

Yarış otomobilleri için yüksek sürat son derece ehemmiyetli bir parametre. Lakin otomobilin sürati kadar yol tutuşu da büyük ehemmiyet taşıyor. 1976 senesinde tanıtılan Tyrrell P34 de müsabaka otomobillerindeki yol tutuş problemlerine çare olarak üretilen bir araç.

Daha fazla yol tutuşu için daha fazla tekerlek kullanarak bu probleme son derece kolay bir çare sunan Tyrrell P34, normal büyüklükteki arka tekerleklerine ek olarak ön yanında dört ufak tekerleğe sahipti. Temas sathını arttırmasının yanında fren düzenine de katkıda bulunan bu dizayn, aracın Formula 1’in 1976 döneminde on kere ilk üçte yer almasını sağlamıştı.

Tyrrell P34’ün Formula 1’de yarattığı tesire benzer bir tesir yaratmak için kolları sıvayan Lotus, yenilikçi bir otomobil üretmenin peşindeydi. “Ground Effect” denilen yer tesirini kullanarak 1978 senesinde inanılmaz bir dizayna imza atan Colin Chapman’ın aracı, henüz ilk müsabakanında bütün rakiplerini alt etmeyi başarmıştı.

Gerçekten Asfaltı Ağlatan, Pistlerin Kralı  Otomobil

1978’de üretilen araca gelen eklemelerle 1979’da ortaya çıkan Lotus 79 ise her manada rakipsizdi. Rakip üreticilerin yer tesirini kullanan dizaynı çalmamaları için vites kutusunu gizleyerek üreticileri hata yönlendiren Lotus, bir müddet daha Formula 1’in tek hakimi olmayı sürdürmüştü.

Gerçekten Asfaltı Ağlatan, Pistlerin Kralı  Otomobil

1980’lerin başında ralli müsabakalarında ağırlığını hissettirmeye başlayan Audi, Sport Quattro S1 E2 ile ralli müsabakalarına yeni bir nefes getirmişti. Dört tekerlekten çekiş düzeniyle diğer üreticilere de esin veren araç, 2,1 litrelik turbo şarjlı 5 silindirli 470 beygir gücündeki motor ile destekleniyordu.

Güncellenen sürümüyle 600 beygir gücüne ulaşabilen Audi Sport Quattro S1 E2, o dönemin en zorlu etaplarından biri olan Pikes Peak’i rakiplerinin yarı müddetinde tamamlamış ve büyük bir başarıya imza atmıştı.

Ralli müsabakalarının en unutulmaz araçlarından biri olan BMW E30 M3 Touring Car, BMW’nin 1980’lerde ralli müsabakalarında daha tesirli olmak ismine yaptığı çalışmalar neticesi doğmuştu. Müsabakalardaki muvaffakiyeti ve güzel dizaynıyla o dönem otomobillere alaka duyan herkesin beğenisini galip gelen araca gelen isteklerden ötürü BMW, E30 M3’ün bir de normal sürümünü piyasaya sürmüştü.

1987 senesinde Rally Corsica’da elde ettiği başarıyla isminden söz ettiren BMW E30 M3 Touring Car, benzer sene içinde iki ralli şampiyonasını da utku ile noktalamıştı. Pek çok yetki yanından BMW E30 M3 Touring Car, hâlâ ralli dünyasının en becerikli aracı olarak gösteriliyor.

Gerçekten Asfaltı Ağlatan, Pistlerin Kralı  Otomobil

1988’de karşımıza çıkan McLaren MP4/4, söylence Formula 1 pilotu Ayrton Senna ile sanki özdeşleşmiş bir müsabaka otomobili. Senna’nın McLaren takımına katıldığı sene kullanılmaya başlayan MP4/4, 1,5 litrelik turbo şarjlı V6 Honda motorlardan güç alıyordu.

1988’de çıktığı 16 müsabakanın 15’ini birinci tamamlayan Senna ve McLaren MP4/4 ikilisi, Formula 1 tarihinin en ahenkli pilot-araba eşleşmesi olarak gösteriliyor. Senna gibi McLaren MP4/4’ü kullanan diğer pilotlar Prost ve Gerhard Berger, seneler boyunca bu araçla becerikli neticeler almaya devam etmişlerdi.

Yarış otomobilleri söz mevzusu olduğunda Anadol STC-16’dan sözetmesek olmazdı. 1972 senesinde Eralp Noyan yanından kurgulanan spor otomobil Anadol STC-16, devletimizin ilk yerli spor otomobili olma niteliğini taşıyor.

0’dan 100’e ulaşma müddeti 15 saniye olan Anadol STC-16, saatte 155 km sürate ulaşabiliyordu. O dönem sadece 176 tane üretilen Anadol STC-16, boy gösterdiği dünya çapında pek çok ralli müsabakasıyla pistlerin kralı şanını katiyen hak ediyor.

Ali VECET Hakkında

HizliinDir.Com Editörü

Gerçekten Asfaltı Ağlatan, Pistlerin Kralı On Otomobil İçin Yorum Yap